<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859</id><updated>2009-10-04T23:53:38.215-07:00</updated><title type='text'>Kız Bebek İsimleri</title><subtitle type='html'>Kız Bebek İsimleri ve Anlamları, En Çok Aranan Kız Bebek İsimleri, En Popüler Kız Bebek İsimleri, En Modern Kız Bebek İsimleri, En Anlamlı Kız Bebek İsimleri, En Güzel Kız Bebek İsimleri, Kız Çocuk İsimleri, En Yeni Kız Bebek İsimleri, Bebek Videoları, Komik Bebekler, Kız Çocuklarına Dair, Kız Çocuğunuz Varsa</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>67</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-2348257109944696994</id><published>2009-01-10T12:26:00.000-08:00</published><updated>2009-01-10T12:27:52.366-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınların Dünyası'/><title type='text'>Kadının Evrensel Gizemi</title><content type='html'>Uzun süredir gezegenimizde eril ve dişil enerjilerin kullanımı konusunda büyük sorunlar yaşanıyor. Her iki cinste evrensel tamamlayıcılık, Yin-Yang dengelerini unutmuş olduklarından kaotik sorunlar bitip tükenmek bilmiyor.&lt;br /&gt;Alan Wattts bu konuda diyor ki: “Çağdaş kadının sorunu daha farklı. Kadının içinde güçlü bir erkeksi öğe vardır. Gerçek tehlike onu bastırmasında değil, onun tarafından ele geçirilmesinde yatıyor. Çünkü günümüzde cinsler arası iletişim kopukluğunun sonucu, tahmin edileceği gibi, erkeklerin giderek daha erkeksi, kadınların da giderek daha kadınsı olmaları değildir. İkisi de farklı yönlerde cinssiz olmaya doğru bir eğilim gösteriyor. Erkek, kadınlıktan gerçek anlamda yararlanmayınca, kadınlar da kendi öz yeteneklerini unutuyor; erkekleri dışlayarak birbirlerinin dostluğuna sığınıyorlar, bu; ancak yaşamını erkeklerle ve çocukları sayesinde sürdürenlerin başarabileceği bir şey. Sonuç; Kadınlar arasındaki erkeksi eğilimler (kabaca yanlış anlaşılan) feminizm, entelektüelliğe duyulan eğilim, iş alanında ve sıkı briç oyunlarında erkeklerle rekabet, golf, viski ve purolarla donatılmış kokteyl partileri zihniyeti. Böylece iki cins de sahte bir erkeksiliğe doğru sürükleniyor, doğrusu erkeklerdeki duygu kopukluğu aranacak tek suçludur aslında; duyguların olmaması da yalnızca kişinin kendi tanrı ve ilahlarının olmadığı anlamına gelir. Bilinçli akıl baskın çıkınca, tüm değerler kesin olarak “pratik” ve entelektüel hale gelir ve bu arada duygu sadece bir duyuma indirgenir. Bununla birlikte, pratik ve entelektüel kült, olmaya çalıştığı şey olsaydı, o denli kötü bir hale gelmeyecekti. Ama kadınlar bu yeni duyum içinde pratik olmaya çabaladıkları zaman, geçmişte erkeklerin ayaklarını yerden kesemeyen, onların evlerine ve çocuklarına karşı sorumluluklarının farkına vardıran, doğuştan gelme mantıklarını yitirirler.&lt;br /&gt;Gerçekte, buna ‘bilinçaltındaki akıl dışı öğe’ adı verilir; oysa aslında çılgın olan akıl denilen şeyin ta kendisidir. Hatta aklın kendisinde değil, bilinçtedir; aklın ne olması gerektiğini gösteren zihinsel idea ’da, daha doğrusu duyguları ve fiziksel varlığın istemlerini dışlayan bir matematiksel işlemdedir. İşin tuhaf yanı, böylesi davranışlar hiçbir zaman istenilen sonucu vermiyor; hem artık gerçek kadınların bir şeyleri arayan ve evlerini ihmal eden kadınlardan çok daha zeki bir şekilde edebiyat, müzik, güzel sanatlar din ve öteki kültürel olaylardan konuşmaları da olağandışı bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: #8b0000"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;DİŞİLİK ÖĞESİ&lt;/b&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Uygarlığımız neredeyse dişilik öğesinin gölgesinde kalmaktan acı çekiyor gibidir, bunun öz-bilinçlilikle çakışması da bir rastlantı değil. Tüm geleneklerde yaşamın bilinemeyen, gizemli, karanlık yüzü daima dişidir. Onun en yüce simgesi sudur, çünkü su yaşamın başladığı yerde gizemli derinlerden çıkar, edilgenliği ve derinliği yüzünden her zaman dişilikle özdeşleştirilmiştir. Dolayısıyla Lao-Tzu’nun şu sözlerinin bizim için özel bir anlamı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Eril olanı tanıyan ama dişiliğe bağlı kalan kişi&lt;br /&gt;Bütün dünyanın ona doğru aktığı bir kanal olacaktır.&lt;br /&gt;En iyi asker cengaver olmayan,&lt;br /&gt;En iyi savaşçı vahşice davranmayan,&lt;br /&gt;En iyi fatih savaşa katılmayan,&lt;br /&gt;En iyi işveren kendini işçilerin altında görendir;&lt;br /&gt;İddialı olmamak erdemi denir buna;&lt;br /&gt;Göklerin eşliğinde üstünlük kurmak denir buna.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıllı her kadın yoluna çıkan şeylerde iddialı olmama erdemini bilir, çünkü en yüce iyilik su gibidir. Tüm varlıklara iyiliği dokunur, tutkuya yer vermez. Ötekilerin aşağı gördüğü yerlerde kalır. O yüzden TAO’ya yakındır. Kesilince kişide iz bırakmaz çünkü daima üretkendir, kavradığımız anda elimizden kayıp gider. Onu ancak iki elimizi bir kase gibi bitiştirdiğimiz zaman tutabiliriz.&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi su, yaşamın bir avuç kabullenilişi, hiddet kılıcının simgedir. Aynı zamanda kase dişil bir simgedir, Lao-Tzu bu konuda şöyle der:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: #ff0000"&gt;&lt;!--/coloro--&gt;&lt;b&gt;Çanaklarda biçimlenir kil,&lt;br /&gt;Ve biz kili çanak gibi kullanırız.&lt;br /&gt;Hiçbir şeyin varolmadığı boşluk olduğu için&lt;br /&gt;Bir evin duvarlarında açılır kapı ve pencereler,&lt;br /&gt;Boş uzamlardır, kullanabiliriz onları.&lt;/b&gt;&lt;!--colorc--&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-2348257109944696994?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2348257109944696994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2348257109944696994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2009/01/kadnn-evrensel-gizemi.html' title='Kadının Evrensel Gizemi'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-4300412549268631513</id><published>2009-01-10T12:25:00.000-08:00</published><updated>2009-01-10T12:26:03.503-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınların Dünyası'/><title type='text'>27 Farklı Kadın Varmış</title><content type='html'>İngiliz bilimadamları, kadınların 27 farklı türü olduğunu saptadı. Kadınları anlamak neden zor olduğunu şimdi anlıyoruz. İşte İngiliz Mirror gazetesinde yer alan habere göre kadın tipleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süper kadın: Kariyerleri çok önemlidir. Her zaman stres altında olmalarına rağmen her işin altından başarıyla kalkarlar. Görünüşlerine çok önem verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entellektüel: Çantasında kitapla gezer. Her konuda bilgiye sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıskanç: Sevgilisini ve hatta dostlarını herkesten kıskanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyet bağımlısı: Bütün yaşamı kalori ve diyet hesabı ile geçer. Kilo alıp almama dışında hiçbir şeyi önemsemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dominant: Sürekli ''patron benim'' havası estirir. Ona gore bir kadın asla kendini ezdirmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiat ana: Ekmeğini bile kendi yapma çabasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayran gönüllü: Gömlek değiştirir gibi erkek arkadaş değiştirir. Hayatında uzun süreli dostluklara da kesinlikle yer yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvansever: Zamanının büyük bölümünü kedi ve köpek gibi canlılara ayırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komik: Süreklı espri yapar ya da yapmaya çalışır. Karsışındakini her zaman güldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımlı: İçki ve sigara tüketir. Sosyal ilişkileri çok zayıftır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap kurdu: Yeni çıkan her kitabı okuyan bu kadın tipi, her zaman güzelliğiyle de dikkat çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anaç: Ailesi ve çocukları her şeyden önde gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık eti: Hafif toplu olmasına rağmen sürekli bedenini saran kıyafetler giyer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeksi: Kolay kolay hiçbir şeye kırılmaz. Hiçbir lafın altında kalmaz. Genelde futbol maçına gitmekten büyük zevk alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardımsever: Dostluk ilişkileri sağlam olan bu kadın tipi duygusal ve hassas yapısıyla da dikkat çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sportif: Spor salonundan çıkmaz. Her zaman kot ve spor ayakkabı ile boy gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gösteriş meraklısı : Girdiği ortamda her söze karışırlar ve kıyafete para harcamaktan asla çekinmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asi: Topluma aykırılık onun için en büyük zevktir. Genellikle dövmeli olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev kadını: Çalışmak yerine evde otururlar. Genelde çok iyi yemek yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevreci: Vejetaryan olan bu tip kadınlar için deniz ve orman sevgisi çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni anne: Bebeğinin gelişimini sürekli takip eder ve her yerde bebeğinden bahseder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komşu kızı: Eğlenceye düşkün olan bu tip kadınlar çok sempatiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temkinli: Hayatlarında riske asla yer yoktur. Her zaman kuralcıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afrodit: Fizikleri ile yürek hoplatan bu kadınların saçlarını asla dağınık göremezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışkan: Bütün hayatı işine odaklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk: Az gülen kadınlar, içe kapanıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mankencik: Yaz-kış bronz gezmeye çabalarlar. Son moda kıyafet giyerler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-4300412549268631513?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/4300412549268631513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/4300412549268631513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2009/01/27-farkl-kadn-varm.html' title='27 Farklı Kadın Varmış'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-3569745598902722996</id><published>2009-01-10T12:24:00.000-08:00</published><updated>2009-01-10T12:25:03.712-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınların Dünyası'/><title type='text'>Kocamı da Ben mi Büyüteceğim?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kocamı da ben mi büyüteceğim?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ataerkil toplumdan yetişen erkek, kadının bir adım gerisinde duruyor. Çünkü iş hayatında egosunu ezen erkek, eve geldiğinde boynunu sevgi ve eşitlik karşısında bükmüyor bile. Günümüz kadım artık Albert Camus'nün dediği gibi bir adım ileride ya da geride değil yanında yürüyen erkek istiyor.&lt;br /&gt;Hem kariyer, hem çocuk yapmak, arada bir de koca "büyütmek" reklamlardaki kadar kolay olmuyor tabii ki. Oysa annesinden "kocaya hizmet esastır" diye öğrenen kadın hep kendini ve ihtiyaçlarını bir adım geride tutuyor, varsa yoksa ailesi, çocuğu, kocası. Kendi işi mi? O da ne? Sanki vakit geçirmek için çalışıyor. Onun işi de iş değil, kazandığı para da kocanın kazandığının yanında "para" değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bazı kadınlar ev kadınlığı rolünü severek üstleniyorlar. Hatta bundan gurur duyuyorlar. Kocalarına hizmet etmek mutlu ediyor onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Eşim mutlu değilse benim mutlu olmam mümkün değil”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerin ana kuralı iki tarafın da mutlu olması, Tabii bu yazılı olmayan kurallar herkesin hayatında uygulanamıyor. Şanslı azınlık ise hem aşkı yaşıyor hem de "adam" gibi, "insan" gibi davranan bir partnerin keyfini sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı erkekler ev işinin kadınların görevi olduğunu düşünüyor ve hatta aşkın, sevginin lüks olduğunu. Neyse ki hepsi böyle değil, "paylaşmanın" önemini anlayan erkekler artık yeni nesil genç kızların gözdesi. Paylaşmak "sadece" evi, yemeği, yatağı, çocuğu paylaşmak değil, "tamamen" evi, yemeği, çocuğu ve yatağı paylaşmak... Sevmeye vakit bırakmak için, hal bırakmak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazaklığı göğüslerinde "madalya" gibi taşıyan erkekler, birbirlerini sürekli "pohpohlayarak" kılıbıklığı "acizlik" gibi görüyorlar. Oysa geçmişte kılıbıklık denen kavram, günümüzde aşkın insani boyutu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de erkeğin rolünü de üstlenen, kendi cinsiyetlerini çok derine gömmüş kadınlar var. Onlar belki artık "aşktan" da geçmişler, birazcık insanlık, birazcık eşitlik tüm istedikleri. Tabii erkeği yola getirmenin, getiremiyorsanız da kendinizi korumanın bin bir türlü yolu var. Unutmayın, erkekler sizin yapmadığınız her şeyi yapabilirler ama yaptığınız hiçbir şeyi yapmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bırak oğlum, ben yaparım”&lt;br /&gt;Şimdilerde kocanız, sevgiliniz&lt;br /&gt;olan erkekler, bir gün bir işin ucundan tutmak istemiştir. Annesi "Bırak oğlum, ben yaparım" demiştir. Kesin öyle demiştir. Bu durumda onu suçlayamayız değil mi? O bir erkek. "Annesinin" oğlu da, ataerkil geleneğin benim payıma düşen izdüşümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsenize ellerinde bir saltanat var, her gün televizyonda dönüp duran taşrada geçen eski Türk filmleriyle tekrar tekrar öğretilen bir saltanat. Bir tek üzüm yediren cariyeleri, bir de onları serinleten yelpazeleri yok. Televizyon kumandasını ve bizi kontrol etmekle yetiniyorlar, ne yapsınlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında düşününce böyle bir saltanat olsa kimselere bırakmak istemez ki çoğu insan. Yemeğim yapılıyor, önüme geliyor. Bittikten sonra ne sofrada ne mutfakta hiçbir iz kalmıyor. Çocuğumun tüm bakımı üstlenilmiş durumda. Bana sadece onu sevmek kalıyor. Karımı seviyorum, o da beni seviyor. Benim derdim ne olabilir ki böyle bir düzeni ve rahatı bozmak için? Ben de karıma tüm sevgimle sadece gözümün ucundan bakmaya devam ederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş bu kadar kolay görünüyor ama karşı taraf bu düzenden hiç memnun değil. "Sırtımdaki yük belimi o kadar büküyor ki yalnızca yeri görebiliyorum. Karşıya bakmak, senin gördüklerini ben de görmek, seninle birlikte hayattan zevk almak istiyorum." Bir kadın bunu dediğinde erkek ne yapar merak ediyorum. Bir de "Seni çok seviyorum karıcığım" dediğinde bu sevginin ne anlama geldiğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de kadınlar kendileri yapıp kendileri buluyor;&lt;br /&gt;"Aman! Sen otur ben yaparım, sen mutfağı kirletiyorsun arkandan toplamak daha yorucu!" diyerek erkekleri yapacakları varsa da soğutuyoruz. Sonra da söylenip duruyoruz, "Yardım etmiyorsun her şeyi ben yapıyorum" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik özgürlüğün en büyük faydası zincirleri olmayan bir evlilik modeli yaratması. Kadınlar artık bilinçlendi ve eşlerini, sevgililerini sırtlarında bir aşk kamburu gibi taşımak istemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk varsa her şey mübah devri de kapandı. Çünkü iki gönül bir olunca artık samanlık seyran olmuyor, samanlar kadının kalbine batıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk artık samanlıkta yaşamıyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-3569745598902722996?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3569745598902722996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3569745598902722996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2009/01/kocam-da-ben-mi-byteceim.html' title='Kocamı da Ben mi Büyüteceğim?'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6573093333962629326</id><published>2009-01-10T12:21:00.000-08:00</published><updated>2009-01-10T12:24:19.430-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kadınların Dünyası'/><title type='text'>Bir Kadını Ağlatmak</title><content type='html'>Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli… Ve kadın ağlar; hem de çok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye sarılalım ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6573093333962629326?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6573093333962629326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6573093333962629326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2009/01/bir-kadn-alatmak.html' title='Bir Kadını Ağlatmak'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-962169724688847679</id><published>2007-12-11T22:08:00.001-08:00</published><updated>2007-12-11T22:08:49.288-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız çocuğu bir nimettir</title><content type='html'>&lt;div class="body_text"&gt;Kız, çocuğu olunca üzülmek, hele hele anneyi suçlamak çok yanlıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an-ı kerimde mealen, &lt;b&gt;(Allah dilediğine kız, dilediğine erkek çocuk bahşeder. Kimine hem erkek, hem kız çocuğu verir, dilediğini de kısır bırakır. Her şeyi hakkı ile bilen ve her şeye gücü yeten ancak Allah’tır)&lt;/b&gt; buyuruldu. (Şura 49, 50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber efendimiz, &lt;b&gt;(Kız çocuklarını hor görmeyin) &lt;/b&gt;buyurdu. Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Hayırlı evlat istemelidir. Hayırlı olmadıktan sonra, kız veya erkek olmuş ne fark eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazileti büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!) &lt;/b&gt;[Hakim]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.) &lt;/b&gt;[Taberani]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.) &lt;/b&gt;[İbni Mace]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) &lt;/b&gt;[Tirmizi]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene Allahü teâlâ rahmetle nazar eder. Allahü teâlâ, rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.) &lt;/b&gt;[Harâiti]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır. Getirdiği meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına versin! Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayanlar gibi sevap kazanır. Allah korkusundan ağlayanın bedeni de Cehenneme haram olur.) &lt;/b&gt;[İbni Adiy]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(Üç kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) &lt;/b&gt;[Ebu Davud]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.) &lt;/b&gt;Eshab-ı kiramdan biri, &lt;b&gt;(İki tane olursa da aynı mıdır?) &lt;/b&gt;diye sual edince, Peygamber efendimiz &lt;b&gt;(Evet, iki tane olursa da aynıdır) &lt;/b&gt;buyurdu. Başka birisi, &lt;b&gt;(Ya bir tane olursa?) &lt;/b&gt;diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: &lt;b&gt;(Bir tane de olsa gene aynıdır.) &lt;/b&gt;[Hakim, Harâiti]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermeyenler, müslümanlığı bilmeyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına layık olduğu değeri vermelidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;br /&gt;&lt;b&gt;(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.)&lt;/b&gt; [İ.Asakir]&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Başlık parası denilen kötü âdetin, birçok yöreden kalktığını işitiyoruz. Halen bazı bölgelerde devam eden bu âdetin kaldırılmasına çalışmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-962169724688847679?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/962169724688847679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/962169724688847679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/kz-ocuu-bir-nimettir.html' title='Kız çocuğu bir nimettir'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-2199587395550891544</id><published>2007-12-11T21:59:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T22:00:34.541-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız ve erkek çocukların öğrenme biçimleri farklı</title><content type='html'>Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi Yrd . Doç . Dr. Semih Summak , yapılan araştırmaların beyin kimyasından kaynaklanan farklılıkların kız ve erkek çocukların öğrenme biçimlerini de etkilediğini söyledi. İnsanın beyin yapılarındaki farklılaşmanın ana rahminde başladığını vurgulayan Summak , ABD `de konuyla ilgili deneysel araştırmaların yapıldığını ve `Gurian Enstitüsü `nün bu alandaki bulguları anne-babalar ve eğitimcilerin dikkatine sunduğunu kaydetti. Sınıf yönetimi ve öğretim yöntemlerinin yeni bir bakış açısıyla değerlendirilmesini gerektiren bilgilerin, doğum öncesinden üniversiteye kadar olan evreyi kapsadığını vurgulayan Summak , `Örneğin ana rahmi evresinde, kız bebeklerin, sağ veya sol beyin yarımküre baskınlığı (laterizasyonu) daha önce ortaya çıkıyor. Yine sağ ve sol beyin yarımküresini birbirine bağlayan iletişim ağı (corpus-collasum) kız çocuklarda daha büyük oluyor. Ana rahminde kız çocukların beyin kabuğu (korteks ) erkeklere göre daha hızlı gelişiyor. Kız çocuklar bu evrede, duygusal durumları erkeklere göre daha iyi ve incelikleri ile algılayabiliyorlar.` dedi. Cinsiyete bağlı beyin yapısını etkileyen bu farklılıkların doğum sonrası bebeklik ve çocukluk evresinde de devam ettiğine işaret eden Summak , kız çocukların sağ ve sol beyinleri arasında daha iyi iletişim kurduğunu ve erkeklere göre beyinlerini daha yüksek kapasiteli kullanabildiğini savundu. Erkek çocukların oynarken daha fazla alana gereksinim duyduğuna dikkat çeken Yrd . Doç . Dr. Semih Summak , kızların nispeten daha dar bir alanda oynayabildiğini bildirdi. Kız çocukların sosyal ilişkilerde insan dinamiklerine daha fazla önem verdiğini ifade eden Summak , şunları söyledi: `Bir olayda kurban konumundaki kişinin duygularıyla yakından ilgileniyorlar. Böylece kızlar erkeklere göre daha empatik (diğergam) olabiliyorlar. Erkekler duygularını hareket yoluyla ifade etmeye çalışırken, kız çocuklar duygularını ağırlıklı olarak kelimelerle anlatıyorlar. Hiperaktif çocukların yüzde 95`ini erkekler oluştururken, yüzde 5`ini kızlar oluşturuyor. İlköğretim döneminde (1-3. sınıflarda) erkekler çoktan seçmeli sınavlarda daha başarılı olurken, kızlar soruların birisi tarafından okunduğu, dinleyerek anlamayı gerektiren sınavlarda daha başarılı olabiliyorlar. Bu dönemde erkek çocuklar daha aydınlık ortamları tercih ederken, kız çocuklar az ışıkta erkeklere göre daha iyi görüyorlar. Kızlar okuma becerilerini daha kısa sürede geliştirirken, erkeklerin okuma hakimiyeti geliştirmeleri daha uzun zaman alabiliyor.` Kız ve erkek çocukların tutum, algı ve öğrenme biçimlerindeki çeşitliliğin beyin yapılarından kaynaklandığını vurgulayan Summak , anne ve baba ile öğretmenlerin bu durumu mutlaka dikkate almaları gerektiğini hatırlattı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-2199587395550891544?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2199587395550891544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2199587395550891544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/kz-ve-erkek-ocuklarn-renme-biimleri.html' title='Kız ve erkek çocukların öğrenme biçimleri farklı'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-3431583346394467583</id><published>2007-12-11T21:54:00.000-08:00</published><updated>2007-12-11T21:55:14.045-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız çocukları ergenliğe erken giriyor!</title><content type='html'>Hızla artıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzde 1 civarında olması gerekirken, bazı araştırmalara göre yüzde 14’e çıktı. Çocuğunda meme büyümesi, kıllanma gibi belirtileri gören ebeveynler telaşla doktora koşuyor. Her yüz vakadan 90’ının nedeni belirsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanları asıl korkutan ise daha seyrek rastlanan erkek çocukların erken ergenliği. Çünkü testis, beyin tümörleri, hormonal bozukluklar gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabiliyor. Prof. Dr. Oya Ercan "Kızınız 8, oğlunuz 9 yaşından önce ergenliğe girdiyse doktora başvurmanızda yarar var" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu genç kız görünümünü aldığında Didem henüz 10 yaşını doldurmamıştı. Boyu 161 cm, ayakkabı numarası 36’ydı. Memeleri 8 yaşından itibaren büyümeye başlamıştı. İlköğretim ikinci sınıf öğrencisiydi. Çok utanıyordu. Ailesi hormonal hastalıktan şüphelenip doktora başvurdu. Hormon testleri, kemik yaşı ölçümleri, ultrason taramaları yapıldı. Erken ergenliğin nedeni arandı, somut belirtiye rastlanamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailesi "bebekleri"nin genç kızlığa adım atmasını kabullenemiyordu. Endişeleri boyunun kısa kalmasıydı. Neyse ki boyu uzadı. 10. yaş gününü geride bıraktıktan 8 ay sonra ilk adetini gördü. Daha oyun çağından çıkmadan, kanamalarla, hijyenik pedlerle uğraşmak zordu. Bir süre sonra ailesi Didem’in görüntüsüne alıştı. Beklentileri değişti, genç kız gibi davranmasını istiyorlardı artık. Oysa kızlarının kafası karışıktı. Yaşıtlarından farklı görünmek huzursuz ediyordu. Ayrıca bebekleriyle oynamaya doyamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda Didem gibi ergenliğe erken adım atan çocukların sayısı hızla artıyor. Kızların memeleri 8 yaşından önce gelişmeye başlıyor, pubik bölgelerinde kıllanma görülüyor, boyları hızla uzuyor. Aile ne olduğunu bile anlamadan adet görüyor çocuk. Erkekler ise 9 yaşından bile önce testis büyümesi, genital bölgede gelişme gibi belirtiler yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji ve Adelosan Bilim Dalları Başkanı Prof. Dr. Oya Ercan, kızlarda erken ergenliğe geçişteki artışı 10 yıl önce fark etmeye başladığını anlatıyor. "Getirilen çocukların çoğu sosyo ekonomik düzeyi yüksek ailelerden. Aynı gelişme yoksul ailelerde de yaşanıyor ve durumu kabullenip doktora başvurmuyor olabilirler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANNELER KISA BOYDAN ENDİŞELİ BABALAR KABULLENMEKTE ZORLANIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlarını doktora getiren anne ve babaların olaya yaklaşımında şaşırtıcı bir farklılık var. Örneğin bir anne, 7 yaşında ergenliğe adım atan kızının 9 yaşında adet göreceğini öğrendiğinde, babaya oranla daha mantıklı tepki veriyor. Erken ergenliğin başında boyu hızla uzamaya başlayınca kızını manken yapma hayalleri kuran annelere bile gerçekleri kabul ettirmekte zorlanmıyor doktorlar. Adet görüp uzama durduğunda paniğe kapılan anneleri "Boyu benim kadar olsun yeter" fikrine alıştırıyorlar. Babalara gerçeği kabul ettirmek ise çok zor. Kızlarının çocukluğu yaşamamasına takılıyorlar. Erken ergenliği "bebekleri"ne yakıştırmıyor, kabullenmekte zorlanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken ergenlik sonucu oluşan boy kaybını engellemek mümkün. Çocuğun kemik yaşı yavaş ilerliyorsa sorun kendiliğinden çözülebiliyor. Tersi durumda gonadotropin hormonu salgısını artıracak ilaçlar veriliyor çocuğa. Ergenlik duruyor. Boy istenilen düzeye geldiğinde, ilaç kesilip, süreç yeniden başlatılıyor. Ercan, "Bu tedavinin etkili olması için adetten önce başlanması gerekir, adet başladıysa yapacak bir şey yok" diyor. Tedaviyle çocuk 3-5 santimetre kazanıyor. Yurtdışında bazı uzmanlar bu durumdaki çocukların hem ergenliğini durduruyor hem de büyüme hormonu veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenliğin erken başlamasında çok sayıda faktör etkili. Son araştırmalar, çocuklarda artan obezite eğilimiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. 2-8 yaş arasında vücut kütle endeksi (boy kilo oranı) arttıkça ergenlik erkene kayıyor. Her bir puan artış, ergenlik zamanını yaklaşık 1.5 ay erkene çekiyor. Ergenlik çağındaki uzamayı 0.51 santimetre azaltıyor. Aslında obez çocuklar "boylarından yiyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 YAŞINDAKİ CİNSEL TACİZCİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem Hastanesi Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı, Büyüme ve Ergenlik Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz’e göre erken ergenliğin hiçbir avantajı yok. Tam tersine, boy kısalığının yanı sıra birçok dezavantajı mevcut: Erken cinsel gelişme, psikolojik sorunlar, erken adet, erdokrin veya beyni ilgilendiren başka hastalıklar. Büyükdeniz özellikle psikolojik sorunların altını çiziyor: "Erken adet gören çocuk arkadaş çevresinden uzaklaşıp, yaşıtlarından kopabiliyor. Çok nadir de olsa erkek çocuklarda erken ergenliği cinsel saldırganlık izliyor. Örneğin 6 yaşındaki bir çocuk hastamız kadınlara sarkıntılık ediyordu. Ailesi otobüse bindirmekten çekiniyordu. Çocukta iyi huylu tümör saptandı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇ AYRI TİPİ VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken ergenliğin üç ayrı tipi var: Erken ergenlik, erkence ergenlik ve hızlanmış ergenlik. 6 yaşından önce başladığında erken ergenlik kategorisine giriyor. Hastalık kabul ediliyor, tedavisi yapılıyor. Hızlandırılmış ergenlik ise kızlarda 8-10, erkeklerde 9-11 yaşında görülüyor. Son yıllarda görülmeye başlanan erkence ergenlik kategorisi ise doktorların hálá tartıştığı konulardan biri. Prof. Dr. Oya Ercan’a göre özen gösterilmesi gereken nazik bir durum: "Erkence ergenliğe girenlere müdahale etmek mi gerekir, yoksa testleri yapıp izlemeye mi alınmalı? İşte tıp şimdi bu konuda karar vermeye çalışıyor. Ben çocuğu iyice tetkik ettikten sonra, boyu çok kısaysa, hesaplar kısa kalacağını gösteriyorsa, ailesi onay verirse müdahale etmeyi, süreci durdurmayı tercih ederim. Oysa, hızlandırılmış ergenlik durumunda müdahale ederken çok düşünürüm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EKRAN IŞIĞI ERGENLİĞİ TETİKLİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalya’da Floransa Üniversitesi’ndeki araştırmacıları, TV başında uzun zaman geçiren çocuklarda melatonin oranın düşük olduğunu saptadı. Nedeni ekrandan yayılan ışık. Yetersiz melatonin, uyku ritmini bozuyor, ergenlik çağının başlangıcını düzenleyen sistemi değiştiriyor. Çocuklar hızlı büyüyor. Araştırmaya katılan 6-12 yaş arasındaki 74 öğrencinin tümünde aynı tablo saptandı: Bir hafta hiç TV seyretmeyince melatonin oranı yüzde 30 arttı. 1950-1990 arasında İtalyan kız çocuklarda ergenlik döneminin başlangıcı 10 yaş, erkeklerde 11 yaş civarındayken, son 10 yılda en az bir yıl erkene çekildi. Araştırmayı yürüten akademisyenlere göre başlıca neden, ekran ışığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UZAKDOĞULULAR BATILILARA SİYAHLAR BEYAZLARA ORANLA ERGENLİĞE DAHA ÖNCE GİRİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zengin ülkedeki çocuklar yoksul ülkedeki çocuklardan, kentte yaşayanlar kırda yaşayanlardan daha erken ergenliğe girer. Yoksul ülkelerin beslenme yetersizliği yaşayan çocuklarında ergenlik gecikir. Çünkü, ergenliğe giriş vücuttaki yağ oranının belli bir seviyeye çıkmasıyla başlar. Çocuklar genellikle 30 kilograma ulaştıklarında süreç başlar. Zayıf ve kısa boylular, şişman ve uzun boylu çocuklara göre, ergenlik çağına daha geç girer. Çünkü zayıf çocuğun hormon salgısı yetersizdir. Vücudunda yağ dokusu az olan atletler, balerinler, çok ağır spor yapanlarda ergenliğe giriş gecikir, kızlarda adet gecikmeleri gözlenebilir. Ergenlik yaşının düşmesinde, iyi beslenme kadar çevresel faktörlerin de etkisi var. Yani yediğimiz yemekte, yaşadığımız ortamda, kullandığımız eşyada bulunan hormon sistemini bozucu maddeler ergenliğe geçişi hızlandırıyor. Yüksek rakımlı ya da soğuk ülkelerde yaşayan çocuklar, deniz seviyesinde ve sıcak ülkelerde yaşayanlara göre ergenliğe daha geç girer. Siyah ırkta ergenlik, beyaz ırka göre erken başlar. Uzakdoğulu çocuklar ergenliğe, Batılılara oranla erken girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;JAPON KIZLAR 4 YIL ÖNCE GİRİYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomik refahın artması, çocuk beslenmesinin değişmesi, proteinli gıda tüketiminin yükselmesi dünyada ergenlik yaşını düşürdü. Bu konudaki en çarpıcı örnek Japon genç kızlar. Japonya’da 1955’te kızlar 16 yaşında ergenliğe giriyordu. 1995’te ergenlik yaşı 12’ye düştü. 1955 ve 1995 yılları karşılaştırıldığında Japon kızların ağırlığı 11 kg artmış, boyları 12 cm uzamış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-3431583346394467583?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3431583346394467583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3431583346394467583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/kz-ocuklar-ergenlie-erken-giriyor.html' title='Kız çocukları ergenliğe erken giriyor!'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-3001208277419772184</id><published>2007-12-04T00:17:00.000-08:00</published><updated>2007-12-04T00:18:50.446-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız Çocuklarına Aman Dikkat</title><content type='html'>İngiltere'de yapılan bir araştırma, TV karşısında uzun oturan kız çocuklarının hormonal dengelerinin bozulduğunu ve erken ergenliğe girdiğini ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Psikoloji Derneği'nin raporuna göre, yaygın medyada kızların cinsel obje haline getirilmesi, yeni nesil kız çocuklarında yeme bozukluğu, öz saygı düşüklüğü ve depresyona yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rapor ayrıca seksi giysilerin pazarlanması ve dört yaşındaki çocuklara uygun olmayan oyuncak bebeklerin satışını da eleştiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporu hazırlayanlar, kız çocukları daha olumlu yerlere yerleştiren imgelere yer verilmesi ve sağlıklı bir cinsel gelişimi teşvik edecek önlemler alınmasını istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Psikoloji Derneği'nden uzmanlar, dergiler, televizyonlar, video oyunları ve müzik kliplerindeki kız ve kadın imajının kız çocuklara zarar verdiğini kaydediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna verilen bazı örnekler şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç pop yıldızları, seks objesi haline getiriliyor, küçük kızları hedef alan oyuncak bebeklere seksi giysiler giydiriliyor, 10 hatta 7 yaşındaki kız çocukları için g string iç çamaşırları üretiliyor, yetişkin modeller kız çocuğu giysileriyle poz veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere'deki Leeds Üniversitesi psikoloji profesörlerinden Andrew Hill de raporun vardığı sonuçları gerçeği yansıttığını kabul ederek ekliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlere yönelik hazırlanmış dergilere bakın, hepsinde tek bir konu var o da seks. Görsel anlamda kontrol altına alınmış bir toplumuz, insanlar hakkındaki görüşlerimizi nasıl göründükleri belirliyor."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-3001208277419772184?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3001208277419772184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3001208277419772184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/kz-ocuklarna-aman-dikkat.html' title='Kız Çocuklarına Aman Dikkat'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-2095777307750496435</id><published>2007-12-04T00:13:00.002-08:00</published><updated>2007-12-04T00:14:00.101-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Fazlası da azı da zarar ah şu hormonlar!</title><content type='html'>Adet kanamalarının başlamasıyla ergenliğe merhaba diyen genç kızda yavaş yavaş kadınsı değişimler de ortaya çıkar. Çünkü vücudu yöneten artık kadınlık hormonlarıdır. Ancak az ya da çok salgılanmaları, tüylenmeden kilo almaya kadar pek çok sorunun doğmasına neden olur. Hormon bozukluğu ilk ipucunu adet düzensizlikleri yaratarak verir. Bu yüzden adet aralığınızı iyi gözlemleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gelişim için vazgeçilmez olan hormonları; beyin, yumurtalık ve rahim üçgeni kontrol ediyor. Fertijin Kadın Sağlığı Merkezi"nin Direktörü Op. Dr. Seval Taşdemir, hormonların gizli dünyasının bilinmeyen yönlerini anlattı: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Genç kızlığa geçişte hormonal değişimler nasıl olur?&lt;/b&gt; Genç kızlığa geçiş döneminde hormonal değişimler; beyin, yumurtalıklar ve rahim üçgeninde gelişir. Beyinden yumurtalıklara salgılanan FSH, LH hormonları, yumurtalığı harekete geçirerek yumurtaların uyarılmasını sağlar. Östrojen ve progesteron hormonunun rahim iç tabakasını etkilemesi sonucunda da adet görülür ve hormon döngüsü tamamlanır. Bu dönemde adet düzensizliği sıkça görülür. Çünkü vücut yeni oluşan hormon dengesini kabullenmeye çalışmaktadır. Bu düzensizlik dönemi 1-2 yıllık bir süreci kapsar. Yine de hormon değerlerine bakılmasında fayda vardır. Normalin dışında bir gelişme yoksa dışarıdan hormon dengeleyici ilaçlar verilmeden önce bekleyip gözlem yapmak tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hangi hormonlar aktif hale geçer? &lt;/b&gt;Özellikle yumurtalarda üretim başladığı için vücutta, progesteron ve östrojen hormonları aktif hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu dönemde hormonlar hangi işlevleri görür?&lt;/b&gt; Bu dönemde faaliyete geçen hormonlar, kadınlık hormonları olduğu için işlevleri; üreme fonksiyonlarının oluşmasına temel hazırlamaktır. Özellikle östrojen hormonu ile göğüsler büyümeye, kalçalar belirginleşmeye başlar, erojen bölgelerde kıllanmalar görülür. Yumurtlama sonrasında salgılanan progesteron hormonu ise rahim içini, adetten 12-16 gün öncesinde döllenmiş yumurtanın tutunmasına hazır hale getiren bir hormondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hormon bozukluğu nasıl gelişir?&lt;/b&gt; Doğal dengeyi (beyin, yumurtalıklar ve rahim arasındaki uyum) sağlayan sistemde bir sorun yaşanması, hormon bozukluklarına neden olur. Bu durumun oluşmasında genetik faktörler, yumurtalık kistleri gibi etkenler neden olabilir. Kimi zaman da beyinden salgılanan hormonlar faaliyete geçmez. Bu durum, erken menopozun habercisidir. Kızların normal adet görme yaşı 12-13 tür. 14-15 yaşında olmasına rağmen hâlâ adet görmemişse bir kızın mutlaka bir jinekoloğa muayene olması gerekir. Gerekli görülürse hormon ilacına başlanır. Bu ilaçlar verilmezse seconder seks gelişimleri (göğüs büyümesi, kadınlığa özgü gelişimi) ilerlemeyeceğinden durum fiziki görüntüsüne yansıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hormon düzensizliği ne anlama gelir?&lt;/b&gt; Vücuttaki hormonların düzenli salgılanamaması anlamına gelmektedir. Düzensizlik görülen hormonlar, kadınlık hormonları olabileceği gibi tiroit hormonları da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Genç kızlarda görülebilen hormonal hastalıklar neler?&lt;/b&gt; Aşırı tüylenme dışında genç kızlarda görülebilen hormonal hastalıkların başında; yumurtlama fonksiyonlarının sağlıklı olmadığı 'polikistik over' sendromu geliyor. Bu hastalığın seyrinde genellikle tüylenme ve adet düzensizliği de görülür. Bunun dışında yumurtalık kistleri görülebiliyor. Bu kistler de hormonal dengesizliklere neden olabiliyor. Yine süt hormonu olan prolaktin hormonunun yüksek olması adet düzensizliğine ve göğüslerden süt gelmesine neden olabilir. Hatta göğüslerden süt gelmesi birçok genç kızda panik yaratır. Bu durum; prolaktin hormonunu baskılayıcı ilaçlarla tedavi edilebilir. Genç kızlarda görülen hormonal dengesizliklerden biri de tiroit hormonunun dengeli çalışmadığı durumlarda ortaya çıkar. Tiroit hormonundaki dengesizlik, üreme fonksiyonlarında bozukluklar görülmesine neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi edilmediğinde ilerleyen yıllarda nasıl sorunlar doğurur?&lt;/b&gt; Tüylenme iyice ilerler. Adet düzensizliği giderilmediği takdirde ileride yumurtlama fonksiyonlarının sağlıksız olmasına, aşırı kilo alımına neden olabilir. Hormonal dengesizlik kişinin beden sağlığını bozduğu gibi ruhsal dengesini sarsar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-2095777307750496435?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2095777307750496435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/2095777307750496435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/fazlas-da-az-da-zarar-ah-u-hormonlar.html' title='Fazlası da azı da zarar ah şu hormonlar!'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-5692262335127431376</id><published>2007-12-04T00:13:00.001-08:00</published><updated>2007-12-04T00:13:41.928-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Genç kızlığa ilk adım:Adet görme</title><content type='html'>Kızlar, ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha erken giriyor. Genç kızlar için ergenlik dönemine geçiş ilk adet görmeyle başlıyor. Çocukluktan genç kızlığa adımlar, ancak vücut hazır olduğunda atılıyor. 10 yaşlarında başlayan fiziksel ve ruhsal değişim, 18 yaşına kadar sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kızlar için ergenlik dönemine geçiş ilk adet görmeyle başlar. Adet görmenin gecikmesi, beraberinde birçok başka sorunların varlığına işaret eder. Ferti-jin Kadın Sağlığı Merkezi'nden Op. Dr. Seval Taşdemir, bu dönemin en belirgin şikayetleri ve tedavi şekilleri hakkında detaylı bilgiler verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Ergenlik nasıl bir gelişimi kapsar?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik dönemi, çocukluktan genç kızlığa adımların atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde beden ve kişilik gelişimi çok hızlıdır. Kızlarda 10 yaşlarında başlayan bu değişim 18 yaşına dek devam eder. Sağlıklı bir kadın olabilmek için gerekli olan değişimlerin gerçekleştiği ergenlik döneminde; beyin ve üreme organları vücudun diğer bölümlerine 'hormonlar' adı verilen kimyasallar aracılığı ile mesajlar gönderir. Kızlar, ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha önce girer. Bu büyüme ve gelişim sürecini kişinin kendisinin düzenlemesi mümkün değildir. Bu süreç ancak vücut hazır olduğunda başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Dış görünüşte nasıl değişiklikler olur?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik döneminin başlaması ile beraber önce kalçalar yuvarlaklaşmaya başlar, bunu cinsel organların etrafında ve koltuk altında tüylerin belirmesi takip eder. Göğüslerin büyüklüğü ve şekli değişir. Bu değişiklikler, kişilere göre hızlı veya yavaş olabilir. Özellikle koltuk altında daha fazla terleme başlar. Bu dönemde hormonların etkisi ile ciltte yağlanma artar ve sivilceler çıkar. Ergenlik döneminden itibaren daha fazla salınmaya başlayan cinsiyet hormonlarının etkisi ile düzenli adet kanamaları başlar. Hormonların etkisi ile duygular ve davranışlar da değişir, psikolojik yapı değişerek, çocuk kişiliğinden genç kız kişiliğine geçilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Herkeste aynı zamanda mı başlar? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Birçok nedene bağlı olarak ergenlik herkeste farklı zamanlarda yaşanır. Her 100 gençten birinde ergenlik dönemi gecikir. Ergenliğe geçişte en sık yapısal nedenli gecikme gözlenir. Araştırdığınızda, ailenin diğer bireylerden bazılarının da ergenlik dönemine geç girdiği öğrenilir. Ayrıca şeker, astım, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar, beslenme bozuklukları, hipofiz ve tiroit bezlerindeki bozukluklar ile genetik hastalıklar ergenlik döneminin gecikmesine neden olur. Bu durumda genç kızın, ailesi ile beraber bir hekime başvurması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Ağır spor, gelişimi geciktirir mi? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bu durumu, daha çok sporu kendine meslek edinmiş kişilerde görüyoruz. Çocukluğundan itibaren ağır sporlar yapan sporcularda, yoğun olarak adet gecikmesi görülüyor. Bunun en büyük nedeni de vücuttaki yağ dokusunun gelişiminin, seconder seks gelişimini engelleyecek kadar az olmasıdır. Bu durum fiziksel ve cinsel gelişimin gecikmesine neden olur. Günlük hayat içerisinde spor yapanlarda bu gibi etkiler gözlenmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Sporun fazlası zararlı mı?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Fazla ve ağır spor yapan genç kızlarda, bu duruma beslenme bozukluğu eklendiğinde östrojen (kadınlık hormonu) azalır. Adet aralıklarının düzeni bozulur ve adet kanamasının hiç olmaması durumu gelişebilir. Östrojen eksikliğine bağlı kemik erimesi başlar. Ağır spor yapan kızların yüzde 60'ında hiç adet görmeme durumu yaşanır. Düzenli ve ağır spor yapan genç kızların şu bulgular görüldüğünde hemen hekime başvurması gerekir: Kilo kaybı, düzensiz adet kanamaları, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, kas yaralanmaları, kemiklerde stres kırıkları. (bir travma olmadan meydana gelen kırıklar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Spora profesyonel olarak devam etmek istiyorsa? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Beslenme düzenlenerek, kalsiyum ve vitamin takviyesi yapılmalıdır. Gerektiğinde hormon ilaçları da kullanılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; fazla spor yapıldığında, adet kanmalarının tarihleri kaydedilip izlenmeli, öğün atlamadan düzenli beslenilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet sıklığında hormonların rolü ne? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet aralığı bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında n00 bin civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına 'menarş' denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet kanamaları hala başlamadıysa?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adet kanamaları 9-16 yaşları arasında başlar. Spor yapan kızların yanı sıra çok zayıf olan ve gelişmenin başladığı dönemlerde kilo veren kızlarda da menarş gecikebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet kanamaları hangi sıklıkla olur?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adet kanaması ayda bir olur. 25-30 gün arasında süren adet aralığı normaldir. Adet kanaması 37 gün sürer. İlk günlerde daha fazla olan kanama giderek azalır. Kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Bir ay daha fazla, diğer ay çok daha az olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet kanamaları düzensizse?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adet kanamaları; vücut ağırlığına, diyet yapılmasına, heyecan, stres, egzersiz ve hastalıklara bağlı olarak düzensizleşebilir. İlk yıllarda adet aralıklarının uzunluğu değişir. İlk 1-2 yıl düzensiz adet normaldir. Menarştan sonra üreme organları ve hormonların düzene girmesi zaman alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet aralıkları çok uzunsa?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bazı kızlar yılda sadece 3-n kez adet görür. Stres, ağır egzersiz, ani kilo kaybı ve diyet nedeniyle adet aralıkları bu kadar uzun sürebilir. Bunun dışında hormonal dengesizlikler de bu sürenin uzamasına yol açar. 'Polikistik over sendromu' adı verilen kilo fazlalığı, aşırı tüylenme ve adet düzensizliklerinin görüldüğü durumda, yılda sadece 3-4 kez adet görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet aralıklarının kısa olması ne anlama gelir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Stres, bazı tip egzersizler ve yaşam tarzınızdaki değişiklikler nedeniyle, adet aralıkları 21 günden daha kısa sürebilir. Bu durumda hekime başvurarak kontrolden geçmek gerekir. Fazla kanama, kansızlığa neden olur. Adet kanamalarının kaç günde bir olduğunu, kanamanın kaç gün sürdüğünü, kanama miktarını not etmeniz; hekime başvurduğunuzda size yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Bir ay adet görmemek sorun mudur? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Stres, hastalık, kilo kaybı gibi nedenlere bağlı olarak birkaç ay adet görmeyebilirsiniz. Bu durumda doktora başvurmaya çekinmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;* Adet döneminde hangi ürünler kullanılır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Adet kanaması sırasında en sık kullanılan ürünler pedlerdir. Bir diğer yöntem ise ülkemizde çok yaygın olmayan tampon kullanımıdır. Genç kızlar için üretilmiş ve vajinanın girişindeki zara zarar vermeyen tipleri de vardır. Cinsel hayatı aktif olan kişiler tamponu daha rahat kullanır. Tampon kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır. 'Toksik şok sendromu' yaşanmaması için tampon kullanan kişilerin tamponu mutlaka n-6 saatte bir değiştirmeleri gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-5692262335127431376?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5692262335127431376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5692262335127431376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/gen-kzla-ilk-admadet-grme.html' title='Genç kızlığa ilk adım:Adet görme'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-5066567604669292879</id><published>2007-12-04T00:11:00.000-08:00</published><updated>2007-12-04T00:12:19.813-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Genç Kızlarda Ergenlik Dönemi Sorunları</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;Ergenlik dönemi, çocukluktan genç kızlığa adımların atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde bedensel gelişim ve kişilik gelişimi çok hızlıdır. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Kızlarda -10 yaşlarında başlayan bu değişim 18 yaşına dek devam eder. Sağlıklı bir kadın olabilmek için gerekli olan değişimlerin gerçekleştiği ergenlik öneminde, beyin ve üreme organları vücudun diğer bölümlerine hormonlar adı verilen kimyasallar aracılığı ile mesajlar gönderir. Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha önce girer. Bu büyüme ve gelişim sürecini kişinin kendisinin düzenlemesi mümkün değildir. Bu süreç ancak vücut hazır olduğunda başlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Dış görünüşünüzde meydana gelen değişiklikler;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ergenlik döneminin başlaması ile beraber önce kalçalar yuvarlaklaşmaya başlar, bunu cinsel organların etrafında ve koltuk altında tüylerin belirmesi takip eder. Göğüslerin büyüklüğü ve şekli değişir. Bu değişiklikler kişilere göre hızlı veya yavaş olabilir. Özellikle koltuk altından daha fazla terleme başlar. Bu dönemde hormonların etkisi ile ciltte yağlanma artar ve sivilceler çıkar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Ergenlik döneminden itibaren daha fazla salınmaya başlayan cinsiyet hormonlarının etkisi ile adet kanamaları ve adet siklusları başlar. Hormonların etkisi ile duygular ve davranışlar da değişir, psikolojik yapı değişerek çocuk kişiliğinden genç kız kişiliğine geçilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet kanamaları hala başlamadıysa?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet kanamaları 9–16 yaşları arasında başlar. Spor yapan kızların yanında çok zayıf olan ve gelişmenin başladığı dönemlerde kilo veren kızlarda da menarş gecikebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;On beş yaşına gelinmesine rağmen hala adet kanaması başlamadıysa bir hekime başvurup kontrolden geçilmesi gerekir. Hekim genital organları kontrol eder. Bazı kızlarda vajinanın girişinde bulunan zarda normalde bulunması gereken ve adet kanının dışarı akmasına olanak veren açıklık bulunmaz. Çok nadir vakalarda ise vajina veya rahim gelişmemiş olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet Kanamaları Hangi Sıklıkla Olur?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet kanaması ayda bir olur. 25–30 gün arasında süren adet siklusları normaldir. Adet kanaması 3–7 gün sürer. İlk günlerde daha fazla olan kanama giderek azalır. Adet kanamalarının başladığı dönemlerde bu kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Bir ay daha fazla diğer ay çok daha az olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet Kanamaları Düzensizse?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet kanamaları vücut ağırlığına, diyet yapılmasına, heyecan, stres, egzersiz ve hastalıklardan etkilenerek düzensizleşebilir. İlk yıllarda adet sikluslarının uzunluğu değişir. İlk 1–2 yıl düzensiz adet görülmesi normaldir. Menarştan sonra üreme organları ve hormonların uyum içinde çalışmasının düzene girmesi zaman alır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet Siklusları Çok Uzunsa?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Bazı kızlar yılda sadece 3–4 kez adet görür. Stres, ağır eksersiz, ani kilo kaybı ve diyet nedeni ile adet siklusları bu kadar uzun sürebilir. Bunun dışında hormonal dengesizlikler de bu sürenin uzamasına yol açar. Polikistik over sendromu adı verilen kilo fazlalığı, aşırı tüylenme ve adet düzensizliklerinin görüldüğü durumda yılda sadece 3-4 kez adet görülür.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Adet Siklusları Çok Kısaysa?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Stres, bazı tip egsersizler ve yaşam tarzınızdaki değişiklikler nedeni ile adet siklusları 21 günden daha kısa sürebilir. Bu durumda hekime başvurarak kontrolden geçmek gerekir. Fazla kanama kansızlığa neden olur. Kansız olan kişiler demir içeren besinlerden daha fazla yemeli veya demir hapları kullanmalıdır. Adet kanamalarının kaç günde bir olduğu, kanamanın kaç gün sürdüğünü, kanama miktarını ve kramp gibi şikayetleri not etmeniz hekime başvurulduğunda size yardımcı olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Bir Ay Adet Görmemek Önemli midir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;Stres, hastalık, kilo kaybı gibi nedenlere bağlı olarak birkaç ay adet görmeyebilirsiniz. Birkaç ay adet kanaması olmadığında hekime başvurulması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet Kanaması Sırasında Ne Gibi Ürünler Kullanılmalıdır?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet kanaması sırasında en sık kullanılan ürünler pedlerdir. Bunlar iç çamaşırına yerleştirilen ve emiciliği fazla olan ürünlerdir. Bunlar adet kanını emerek, pedin iç katlarına alır. Bir diğer yöntem ise tampon kullanımıdır. Tampon ülkemizde çok yaygın kullanılmayan bir üründür. Genç kızlar için üretilmiş ve vajinanın girişindeki zara zarar vermeyen tipleri de vardır. Cinsel hayatı aktif olan kişiler tamponu daha rahat kullanır. Tampon kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır. Tampon kullanılması Toksik Şok Sendromu olarak adlandırılan önemli bir sağlık sorununa neden olabilir. Tampon kullanan kişilerin tamponu mutlaka 4–6 saatte bir değiştirmeleri gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet Kanaması Sırasında Denize Girilebilir mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Eskiden bu dönemde denize girilmemesi, spor yapılmaması ve normalde yapılan birçok aktiviteden uzak durulması gerektiğine inanılırdı. Gerekli korunma sağlandığında yüzme ve diğer sporlar yapılabilir. Ağrı ve krampları olan genç kızlar bu aktivitelerden kaçınmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Premenstrual Sendrom (PMS) Nedir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Premenstrual sendrom (PMS) birçok genç kızın karşılaştığı bir durumdur. Premenstrual Sendroma bağlı yakınmalar adet kanamasından 1–2 hafta önce başlar. Duygusal değişiklikler, göğüslerde ağrı ve hassasiyet, vücutta şişlik, sivilcelerin çıkması ve yorgunluk en sık görülen akınmalardır. Bu yakınmalar adet kanamasının başlaması ile geçer. PMS yumurtlama döneminden sonra görülür. Östrojen ve progesteron hormonları beraberce bu bulgulara neden olabilir. Şeker, kafein, tuz gibi belli başlı yiyeceklerin tüketimini azaltmak ve yeteri kadar dinlenmek önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet Kanaması Sırasında Kramplara Ne Yol Açar?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Genç kızların bir kısmı adet kanaması başlamadan önce ve kanama sırasında karın ve kasık bölgesinde şiddetli ağrılardan yakınır. Bu kramplar genellikle hafif olmasına rağmen bazen genç kızların günlük yaşantısını devam ettirmesini engelleyebilecek kadar şiddetli olabilir. Genç kızların yarısından çoğu kramplardan yakınırken, her 7 genç kızdan birinde ağrılar çok şiddetlidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet kanaması ile rahmin iç tabakası dökülmeye başlar ve prostoglandin adı verilen maddeler salınır. Bunlar rahimdeki düz kasların kasılmasına neden olur. Rahimdeki düz kasların kasılması sırasında şiddetli kramplar hissedilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Prostoglandin düzeyleri bazen çok yükselir bu durum ağrının çok fazla olmasına neden olur. Rahim ile rahim ağzı arasındaki kanalın dar olduğu genç kızlarda bu kramplar daha şiddetli olur. Ayrıca stres de bu krampların şiddetini arttırabilir.&lt;br /&gt;Adet Kanaması Sırasındaki Kramplara Başka&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yakınmalar da Eşlik Eder mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu kramplara baş ağrısı, bulantı, kusma, sık idrara çıkmak ve barsak hareketlerindeki değişikliklere bağlı ishal veya kabızlık eşlik edebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kramplar Nasıl Tedavi Edilir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yeteri kadar dinlenme, uyku ve düzenli egzersiz yapılması krampların şiddetini azaltır. Karın bölgesine sıcak pedlerin yerleştirilmesi de ağrıyı azaltabilir. Karın bölgesine sıcak su torbası uygulanabilir, fakat su çok sıcak olmamalıdır. Prostoglandin üretimini azaltan ağrı kesiciler kullanılabilir. Ağrı kesicileri kullanmaya kramplar şiddetlenmeden başlamak gerekir. Ağrı kesicileri kullanmaya tahmini adet kanamasından bir gün önce başlanması ve ilaca kanama başladıktan sonra 1-2 gün daha devam edilmesi önerilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ağrı kesiciler adet kanamasının artmasına neden olur mu?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Aspirin dışındaki ağrı kesiciler kanamanın artmasına neden olmaz. Ağrı kesicileri kullanmadan önce hekime danışılması ve ilacın yan etkilerinin öğrenilmesi gerekir. Başkalarında herhangi bir probleme neden olmayan bir ilaç size zararlı olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet döneminde sigara içmek zararlı mıdır?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sigara içmek sağlığınızı olumsuz etkiler. Yapılan bilimsel çalışmalarda sigaranın üreme sağlığını da olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Sigaranın içerdiği nikotin kan damarlarının büzüşmesine ve organların oksijen ihtiyacının karşılanamamasına yol açar. Sigara adet düzenini bozar ve ileride çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet kanaması sırasında pıhtıların gelmesi normal midir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kanamanın fazla ve krampların olduğu ilk günlerde pıhtıların gelmesi normaldir. Vücudunuzda pıhtılaşmayı önleyen faktörler üretilir. Kanamanın çok yoğun olduğu günlerde üretilen bu faktörler yetersiz kalabilir ve pıhtılaşma olur. Fakat her zamankinden büyük pıhtılar geliyorsa hekime başvurulması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet kanamaları arasındaki dönemde de kanama olur mu?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adet kanmaları arasındaki dönemdelekelenme şeklinde kanamalar olabilir. Bunun en sık görülen nedeni yumurtlama döneminde (yumurta çatladığında) görülen kanamadır. Bu durum endişelenmeyi gerektirmez. Üreme organlarındaki enfeksiyonlar ve tümörlerde kanamalara ve lekelenmelere yol açar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ergenlik Dönemi Niye Gecikir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- En sık görülen neden yapısal gecikmedir. Araştırdığınızda ailenin diğer bireylerden bazılarının da ergenlik dönemine geç girdiği öğrenelir.&lt;br /&gt;- Şeker, astım, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar,&lt;br /&gt;- Beslenme bozuklukları,&lt;br /&gt;- Hipofiz ve tiroid bezlerindeki bozukluklar,&lt;br /&gt;- Genetik hastalıklar,&lt;br /&gt;ergenlik döneminin gecikmesine neden olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Her 100 gençten birinde ergenlik dönemi gecikir. Bu durumda genç kızın ailesi ile beraber bir hekime başvurması ve gecikmen nedeninin belirlenerek tedavi edilmesi gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-5066567604669292879?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5066567604669292879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5066567604669292879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/12/gen-kzlarda-ergenlik-dnemi-sorunlar.html' title='Genç Kızlarda Ergenlik Dönemi Sorunları'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6740606306139941006</id><published>2007-11-27T02:37:00.000-08:00</published><updated>2007-11-27T03:04:45.035-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Babasının Kızı</title><content type='html'>Babalar, erkek çocukları olsun isterken, duygularını en rahat kız çocukları ile paylaşırlar. Babalarının erkek çocukları ile kurdukları ilişkilerde mesafe söz konusu iken, kızları ile kurdukları ilişkide bu mesafenin büyük oranda kalktığı görünür. Üstelik kız çocukları babalar tarafından üzerlerinde yük olarak görülen, evlenecekleri güne kadar baba için her an problem çıkartacak bir evlat konumundayken.&lt;br /&gt;Bu ilişkilerde en belirleyici olan baba ve oğul arasındaki küçük yaşlardan beri var olan rekabet ilişkisinin varlığıdır. Bu ilişki, özellikle erkek evlat tarafından üretilir. Baba erkek evlat üzerinde, kız çocuklarında olmadığı kadar buyurgan bir tavırla var olur. Duygularını erkek çocukla ilişkisinde gösterdiği zaman otoritesini kaybetme korkusu yaşarken, kız çocuklarına karşı duygularını göstermekten kaçınmaz. Çünkü duygularını gösterse de göstermese de baba-kız ilişkisinde otorite her zaman babadır, babaya göre… Ancak erkek çocukla olan ilişkisinde durum böyle değildir. Erkek çocuk, babanın duygusallığını yani zayıflığını fark ederse otoritesini kırabilir.  Babanın bu korkuları oğluyla yeterli ilişkiyi kuramamasına neden olur. Ve kızlara da normalde davranmadıkları kadar toleranslı, yakın, sevecen olurlar. Kızlar babalarından gördükleri bu yakınlığı çoğu zaman annelerinden görmezler. Bazı kızlar babalarıyla her sorununu konuşurken annelerine uzak kalırlar. Babanın oğullarıyla kurduğu ilişkideki bastırılmış duygular kız çocuklarıyla olan ilişkide ödünlenir. Bu ödünleme mekanizmasında baba kız çocuklarına, diğer kardeşlere davranmadığı kadar açık, rahat davranır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babanın bu tavrı kızların erkekleri algılayışında belirleyici rol oynar. Birçok baba-kız ilişkisi bu şekildedir ve kız çocukları babalarına geliştirdikleri erkek algısını topluma geneller ve erkeklerle olan ilişkisinde de aynı şeyi beklerler. Babasının kendisine davrandığı gibi davranmasını, onu nazlamasını, kaprislerini çekmesini isterler…    Babalarının kızlarına olan düşkünlüğünün bir başka nedeni baba ve anne arasındaki ilişkide yaşanan iletişim bozukluğudur. Karı-koca arasındaki iletişim bozuklukları, hayal kırıklıkları, ilişkilerde içe kapanmalara neden olur, eşleri, duygularını farklı noktalarda tatmin etmeye götürür. Annelerin kız çocuklarıyla ne kadar iyi anlaşsalar da asıl düşkünlüklerinin erkek çocuklarına olması bu anlamda önemlidir. Anne, babayla yaşadığı olumsuz ilişkiyi oğluna yansıtır, bütün duygularını ona transfer eder ve onu zihnindeki erkek gibi yetiştirmeye çalışır. Eşinde bulamadığı duyguları onda tatmin etmeye çalışır. Burada şu hususu açmakta fayda var. Transfer duygusu, kişinin bir kişiye geliştirdiği duyguyu başka bir yere kaydırmasıdır. Babaların kızlarına, annelerinse erkek çocuklarına geliştirdikleri duygular bu nevi duygulardır. Ancak bu duygular (aktarım) sevgiliye ya da eşe hissedildiği gibi aksetmez ve öyle yaşanmaz. Aktarım duygusu gerçek duygunun yerini alan bir ikame duygusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benzer bir durum babalar ve kız çocukları arasında da kendini gösterir. Anne ile olumlusuz ya da yetersiz iletişim içinde olan babalar kızlarına daha düşkün olabilirler. Kızlarıyla ilişkilerinde duygularını saklamayı gerektirecek herhangi bir sorun yoktur. Ancak anne, onun neredeyse rakibi konumundadır. Anneyle, erkek çocuklarıyla, duygularını tutarak yaşayan babalar genelde kız çocuklarıyla çok rahat, açık ilişki kurarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız çocukları, babalarından gördükleri bu sevgiye büyük bir bağlılıkla karşılık verince aradaki iletişim çok güçlenir. Bu nedenle kızların karşı cinste babayı aradıkları söylencesi haklılık içerir. Tıpkı erkeklerin kadınlarda annelerini aradıkları gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6740606306139941006?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6740606306139941006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6740606306139941006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/babasnn-kz.html' title='Babasının Kızı'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-8533871665627325460</id><published>2007-11-19T22:57:00.001-08:00</published><updated>2007-11-19T22:57:52.984-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız Çocukları ve Anneler</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız çocukları, babalarından sevgi-ilgi almak isterken, anneleriyle olan yakınlıklarını pekiştirmek isterler. Çünkü anneleri kendi cinsindendir, annesi ile aynılaşma, onu model alma ihtiyacındadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Geleneksel anlayışlar, toplumsal yargılar bazen insanı yanıltıyor. Kulağa öyle hoş gelen sözler söyleniyor ki, insan ne hissedeceğini şaşırıyor. Mesela “Oğlanlar evlenesiye, kızlarsa ölesiye kadar evlatlık yapar!”, “Oğlunla ordu, kızınla komşu ol.” gibi... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Erkek evlat sahibi olmak mı daha iyi, kız evlat sahibi olmak mı? Bunun bir standardı olamaz elbet. Tercihler kendi tecrübemizle, bakışımızla alakalıdır. Fakat kendi gerçeğimizi, görüşümüzü başkalarına aktarırken, aslında onları da etkilemiş ve yönlendirmiş oluyoruz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Her ikisini sevmek mümkün değil mi? Tabii ki mümkün. Fakat geleneksel olarak kız evlatlar ailelerin gözünde daha farklı bir anlam taşır; bir hemşire, refakatçi, sadık bir hizmetçi gibi .. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;İki zıt kutup arasında &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız çocuklarına karşı annelerin uç yaklaşımları, açıkçası hatalı tutumları iki grupta toplanıyor. Zaman içerisinde hayal kırıklığına uğrayarak fikrini değiştirenler olsa da, anneler kızlarını ya çok önemsiyor, ya da geçici bir misafir gibi hafife alıyor, değer vermiyor. Bu arada “yaşlandığımızda yine kız evladı kapımızı açar” düşüncesiyle temkinli davrananlar var. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Evlat sahibi olmanın manevi sorumluluğu, ileride zor günlerimizde bizimle ilgilenmeleri esasına dayanmamalıdır. Böyle görürsek kendi çıkarımızı ön plânda tutmuş oluruz. Oysa tek karşılıksız dünyevî sevgi, anne-evlat arasındaki sevgidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız çocukları, babalarından sevgi-ilgi almak isterken, anneleriyle olan yakınlıklarını pekiştirmek isterler. Çünkü anneleri kendi cinsindendir, annesi ile aynılaşma, onu model alma ihtiyacındadır. Taklit ve özdeşleşme yoluyla gerçekleşen bu hal, kız çocuğunun kimliğini şekillendiren çok önemli bir süreçtir. Yani anne ile kız çocuk arasındaki sağlıklı ruhsal iletişim, kız çocuğunun nasıl biri olacağında belirleyicidir. Kendine güveni olan bir anne, bunu kız çocuğuna da yansıtır ve onun kişilik gelişimini destekler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Ancak, anneye dünyaya getirdiği çocuğun cinsiyetine göre değer veriliyorsa, bunu, kendini değersiz hissetmesine neden olan kız çocuğuna yansıtmaması imkansızdır . “Erkek çocuk doğuramadı” bahanesiyle üzerine bir kez daha evlenilen bir kadının -ki çok rastlanılan bir durumdur- psikolojisinin ne hale geldiğini anlayabiliyor musunuz? Bazı kadınlarda ise çevrenin böyle bir beklentisi olmamasına rağmen erkek evlat saplantısı vardır. Bu tutumlar kız çocuklarını hep olumsuz etkiler. Hatta annelerine ve erkek kardeşlerine içten içe düşmanca duygular beslerler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Erkekler anneden, kızlar babadan yana &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Eşler arasındaki iletişimin niteliği, kız çocuğunun annesiyle olan yakınlaşmasını iki uç noktada etkiler. Çatışmalı aile ortamlarında ekseriyetle erkek çocuklar annelerinin cephesinde ön safta yer alırken, kızlar doğal olarak karşı tarafta yani büyük ihtimalle babalarının tarafında olur. Bu durumdaki kız çocuğu, bir tarafta kendini özdeşleştirdiği annesi, diğer tarafta çok sevdiği babası arasında derin iç çatışmalar yaşar. Anneler isterse ağızlarıyla kuş tutsun, tüm özverilerine rağmen kızları babalarına meyilli olacaklardır. Olsun! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bunun ne mahzuru olabilir ki? Fakat bu durumdan rahatsız olup kızlarını nankörlükle suçlayan, her fırsatta kendi kocasını öz kızına çekiştirerek baba-kız arasına giren hasta ruhlu kadın tiplerine de sıklıkla rastlanır. Böyle bir ortam ve yaklaşım, kız çocuklarını hayata ve evliliğe değil, sanki kaçınılmaz bir savaşa hazırlamaktadır. Yıllar sonra bu nevrotik tipli kadınlar, damatlarıyla savaşımlarını devam ettirirler. Oysa burada bir ikili değil, üçgen oluşturmak en mantıklı olan seçenektir. Anne-baba-kız üçgen iletişimde herkes konumuna göre, el ele, gönül gönüle olabilmektedir .. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Geleneksel kültürümüzde “kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al” gibi deyimlerimiz vardır. Bu gibi sözler, özdeşimi ve aile içi öğrenmeyi vurgular. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Evde ana-kız çatışması &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;İş öğrenme ve sorumluluk paylaşma sürecinde ana-kız çatışması çokça yaşanır. Anne kızının kendini temsil etmesinden hem memnun, hem rahatsız olur. Kızlarının istenmeyen özelliklerini “babaannesine veya halasına çekmiş” diyerek, sorumsuzluklarına ve becerisizliklerine genetik bir altyapı buluverirler! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kızların kimliğini edinme ve hayattaki rolünü öğrenmede önemli bir sorun da “baskın karakterli” anne tipidir. Her işi kendi yapıp, yaptığı iş kadar takdir edilme peşinde olan, kendini ezmekten, başkalarını üzmekten garip bir haz duyan bu kişilere kız evladı olmak ne zordur! Buyurduğu iş anında yapılmalı, işin yapılış biçiminde öğrettiğinin dışına çıkılmamalı, oyalanılmamalı ve saire... Nihayetinde kızını beceriksizlikle suçlayıp işi kendisi hararetle ele alır ve kızına hakaretler yağdırır. Her gün buna benzer ilişkilerin yaşandığı evler vardır. Çatışma derinleşir, sonunda hatlar kopar! Artık ana-kız iki dost değil, ayak çeldirmece oynayan iki hasım gibi olurlar. Erkek çocuklarının ev işiyle pek alakası olmadığı için annesiyle hoş geçinir, kız da doğal olarak bunu kıskanır ama nedeninin cinsiyeti olduğunu sanır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bu durumdaki kızlar annelerini oğlunu sevmekle ve evlat ayırmakla itham eder. Haksız mı sizce? Böyle bir ortamdan bir an önce kurtulmak isteyen ama evlenmeyi aklının ucundan bile geçirmeyen kız çocukları üretilir. Ver elini özgürlük !.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bu tip anneler kızının terbiyesini vermesi için babayı da dolduruşa getirip kızını azarlattırmaya başladığı anda intihar, evden kaçma gibi seçenekler akla gelmeye başlar. Çaresizce art niyetli kişilerin tuzağına dü şmeler, kötü yola düşürülmeler, gayri meşru ilişkiler, hamilelikler bunu takip eder. Abartmıyorum, gerçekten de mutsuzluğa batmış, mutlu olma ümidini kaybetmiş bir genç kendini bu yollarda harcarken, ailesine de onulmaz bir ceza vererek yılların intikamını almaktadır. Gençlerle yaptığım psikolojik danışmalarda buna benzer pek çok izlenim edindim, sadece aktarıyorum .. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Şayet evde uç noktada bir baba yoksa, yani alkolik falan değilse, kızların sorunu anneleriyledir. Aile içi sorunlardan bunalan genç kızların ilk tepkileri, ana-babaya asi gelme, aykırı değerler edinme, gizlice sigara içme, odasına kapanma, okuldan çeşitli bahanelerle geç dönme gibi sinyallerdir. Bu tür sorunlarını çözme ümidiyle ehil olmayan mercilere sırlarını açan masum kızların suistimal edilmeleri sıkça rastlanılan bir durumdur. Üstelik kızlar yaradılışları gereği duygusaldır, gerçekten kolay kandırılıyorlar, değil mi? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Okumuş kızlar ve ev işleri &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;İyi anne olma ve eşit davranma endişesiyle tatil günleri oğullarına tuvalet-lavabo fırçalattıran, kızlarına okullarını etkilemesin niyetiyle evde iş yaptırmayan annelerimiz de var. Lafın yeri geldikçe de okuduğu için kızının kendisine hiç yardımcı olamadığından serzenişte bulunurlar. Yanlış yapıyorlar. Eğitimin amacı bireye hayatını kolaylaştıracak temel becerileri kazandırmak değil midir? Odasında saatlerce kulaklıkla müzik dinleyen bir genç kızın bir çorba pişirmeyi öğrenecek zamanı vardır mutlaka. Bu açıdan değerlendirildiğinde, eğitim almakta olan kızlarımız aslında acınacak haldeler. Bunun sebebi de iyilik yaptığını zanneden anneleridir. Kızlarının günün birinde maaş sahibi olunca parayla her şeyi halledeceklerini zannediyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kadın üretkendir, yapıcıdır, emeğini esirgemez, çaya gelecek bir misafir için 5-10 çeşit ikram hazırlama külfetine severek katlanır. O halde kızlarımızın ders ezberlemenin ve güzel giyinmenin haricinde ek vasıfları olmalı değil mi? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Üniversite yıllarında kimya okuyan bir abla, başörtüsü için tahsilini yarım bırakıp evlenmişti. Evine hayırlı olsuna gittiğimizde bize şunu anlattı: Evlendikten bir hafta sonra davetler bitmiş, evde kahvaltılık yemekten de bıkmışlar. Öğrenci evi değil ya! Kocası ilk kez pazara çıkıp bir şeyler almi ş. Güzel bir lahana. Kızcağız pişirecek pişirmesine, ama nasıl? “Kızım kimyager olacak, dersleri ağır!” diyerek annesi onu mutfağa sokmamış. Kolay yaşamak da kızın işine gelmi ş. Her neyse... Tahsilli ya, yemek-memek işleri basit işlerdir düşüncesiyle mantık yürüterek işe başlamış. Bir dolma içi hazırlamış, lahananın yapraklarını ayırmış, sarmaya ba şlamış. Lakin bir türlü sarılmıyor! Her işin bir kolayı var diyerek bir yorgan iğnesi ve ipi alıp sarmaları dağılmaması için çepeçevre bir güzel dikmiş. Güzelce pişirip akşama kocasının önüne koymuş. Erkekler sarmayı-dolmayı pek sever ya, şimdi bana iltifat edecek diye beklerken, yorgan ipleri adamcağızın ağzında dolaşmaya ba şlamış. Kızcağız bu ayrıntının bir sorun olacağını nereden bilsin, meğer lahanalar sarılmadan önce haşlanacakmış... Bu sayede yeni gelin kocasından ilk “haşlama”sını yemiş olmuş .. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Mücevherin kıymetini kim bilir? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bazı kadınlar evlilikten çabuk sıkılıp, ilk kız evlatlarına çocuk bakımı dahil , evin tüm ağır iş yükünü devrediverirler. Bunu yapmakla onları hayata hazırladıklarını, yetiştirdiklerini zannederler. Ciddiyetle söylüyorum ki, bu kızlar ne çocukluklarını yaşayabilirler ne de gençliklerini. Boy atmaya, büyüyüp serpilmeye mecalleri kalmaz, adeta ezilirler. Bu tür kızların çalışkan tanınmalarından dolayı taliplileri de pek çoktur. Lakin onlar içten içe evlilikten nefret ederler. Böyle yapmaya hangi annenin hakkı vardır ?.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kendinin her şeyi iyi bildiğini, tecrübeli olduğunu düşünen pek çok anne de nihayetinde kızının evini ve evliliğini idare etmeye kalkar. İyi niyetlidir, tavsiyede bulunduğunu zanneder ama kaş yaparken göz çıkarır! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Özetlemek gerekirse, kendini sevmeyen anne kızını sevemez, kendi hatalarının telafisini kızının şahsında yapmaya kalkar. Ülkemizde birçok kız evden kaçıyor, çünkü büyükler sadece kendini düşünüyor. Evlatları ciddiye alan, ayrılığı da akla getirmemeli. Atasözü ne güzel demiş: “Atlar tepişir, arada taylar ezilir!” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Biz anneler yavru kuşları yuvadan çok erken uçuruyoruz. Kendimizin çok sağlam karakterli kızlar yetiştirdiğimizi zannederek onları arkadaşlarına havale etmiş oluyoruz. Geçenlerde e-mail göndermek için bir internet kafeye gitmiştim. Tüm yazılı ikazlara rağmen sigara dumanından loşlaşmış salon adım atamayacak kadar kalabalıktı. Yirmi kabinin hepsi dolu, bir o kadar da sıra bekleyen vardı. İki ufak genç kız geldi, hemen sigaralarını yaktılar, büyük bir heyecanla arkadaş sitelerini gezmeye başladılar. Bunların anneleri nerede ve ne yapıyorlardır diye düşündüm. Sonları ne olacak ?.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kendi değer ve davranışlarımızı yeni nesillere aktarmada büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Zaman zaman başarısız olduğumuzu da itiraf etmeliyiz. Onların bizim kopyalarımız olmasını beklememekle birlikte, utanılacak vaziyette olmalarını da kanıksamamalıyız. Dualarımız arzdan Arş'a uzanıyor, amenna .. Peki onları yetiştirmek için gereken çabayı gösteriyor muyuz? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Sadece okumak sorunlarımızı çözmez. Sorunları görmezlikten gelmek ise daha ciddi bir tehlikedir. Ben inanıyorum ki okuduğumuz her paragrafın sonunda şöyle bir düşünüp kendi ailemizi değerlendiriyoruz. Çözüm üretebilmenin ilk basamağı problemi açıkça ortaya koyabilmektir. Bizde sorun yoksa, başkalarına yardımcı olabilmek için çabalamalıyız. Çağımız yalnızlık çağı, insan ilişkilerine daha çok önem vermek gerekiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kıymetli taşların değerini ancak mücevherden anlayan bilir, anlamayan ise savurup atar. Kızlar masum, onlar tertemiz yaratıldılar, annelere yetiştirilmesi, babalara da korunması için emanet edildiler. Bu konuya ilişkin hadis-i şerifleri biliyorsunuzdur, sizlere emaneti korumak yakışır!..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-8533871665627325460?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/8533871665627325460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/8533871665627325460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/kz-ocuklar-ve-anneler.html' title='Kız Çocukları ve Anneler'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-9036101782360849400</id><published>2007-11-19T22:56:00.000-08:00</published><updated>2007-11-19T22:57:09.945-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız Çocukları ve Babalar</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Evlat sahibi olmak güzel şey. Anne-babalar olarak, evladımızı kız veya erkek olarak tercih etme peşinde ve ayrım yapma durumunda değiliz şüphesiz. Ama onlar farklı yaratıldıkları için, biz de bu farklılığa dayalı bir gelişim, eğitim ve terbiye süreci uygulamak mecburiyetindeyiz. Diğer taraftan, anne ve babalar kız ve erkek çocukların farklı yaradılışına uygun tavırlar geliştirmeli, her iki cinsin farklı tabii ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Çocuklarda cinsler arasında doğuştan var olan temel farklılıkları dikkate almamak, ileride telafisi imkansız yanlışların yapılmasına, çözümü güç sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ebeveynlerin kendi bilinçaltı eğilimleri, kültürel şartlandırmaların körüklediği ayrımcı özlemleri kendi çocuklarına aktarılmaya çalışıldığı noktadan itibaren çocuğun kimliği oluşamaz, âdeta “arapsaçı”na döner. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Ne mutlak eşitlik, ne ayrımcılık &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bu temel olgudan hareketle diyoruz ki, cinsler arası “mutlak eşitlikçi davranış” safsatasını bir kenara iterek, kız ve oğlan çocuklarımıza cinsiyetlerinin ve buna dayalı oluşacak kimlik ihtiyaçlarının gerektirdiği şekilde muamele esas alınmalıdır. Bırakın modern anlayışlar ne söylerse söylesin, “erkek gibi kız” ve “kız gibi erkek” şeklindeki masum tanımlamaların da ötesine taşan büyük yanılışları görmek istemiyorsak, çok küçük yaşlardan itibaren çocuk yetiştirmede bu hususu göz önüne almalıyız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bir yetişkin için mecbur kaldığı durumlarda dahi hem anne hem baba rolünü aynı anda yerine getirmeye çalışmak ne denli zor ise, bir çocuk için de sosyal kimliğinin ve benlik algısının gelişiminde “cinsiyetsiz” yaklaşımlar o denli kafa karıştırıcıdır. Öğrenmenin önemli bir kısmı “taklit ve özdeşleşme” ile gerçekleşir. Ve sizler yani anne-babalar ve yeğenlerini kuzenlerini çok seven halalar, teyzeler, amcalar, dayılar; sizin tutum ve davranışlarınızın önemini, onların gözündeki yerinizi ve değerinizi hiç düşündünüz mü? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Cinsiyete dayalı temel farklılıklara çocuk eğitiminde ne ölçüde ve ne şekilde yer vermemiz gerektiği sorununa bir yazı dizisi olarak yer vereceğiz. Önce kızlardan başlayarak, özellikle anne ve babaların bu konuda farkında olmadan yapmış oldukları temel hatalara dikkat çekmek gerekmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Dünyaya bir kız olarak gelmek &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Doğuştan getirilen cinsiyet farkına ilaveten, kız ve erkek bebeklerin vücut ağırlığı, boy gibi çeşitli ölçüm ortalamalarına ilişkin gelişim farklılıkları da vardır. Nitekim bunu hastanelerde, doktor odalarında asılmış gelişim takip tablolarından da gözlemleyebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Yaklaşık üç yaş civarında çocuklar kendi cinsiyetinin bilincine ve karşı cinsin kendinden farklılığına varır. O'na hep “kızım” diye hitab edilmiştir, ancak o kız olmanın erkek olmaktan farklılığını ancak bu yaş civarında öğrenecektir. Bu andan itibaren büyüyünce yüzünde, çok sevdiği babasında olduğu gibi, batıcı iğneler çıkmayacağına da sevinir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Geleneksel terbiye yaklaşımında, cinsiyete dayalı temel farklılıklar kadınlar aleyhine bir “noksanlık” olarak aktarıldığı anda, bu yaşlarda olumsuz bir benlik imajının ilk yapı taşları da konulmuş olur. Maalesef bu yaklaşımın yürürlükte olduğu memleket köşeleri hâlâ mevcuttur ve biliyoruz ki bu saplantının dinle imanla alakası yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız ve erkek çocuklar okul öncesi dönemde, yani 3-6 yaşlar arasında karma oyunlar oynayabilirler. Okul çağında kendi cinsinden kişileri oyun arkadaşı olarak tercih etme hali daha belirginleşir. Fakat bu, tamamen kendi cinsine yönelme değildir. Örneğin evcilik oyunları okul yaşı ilerledikçe eski sıklıkta yer almaz, bedensel hareketi gerektiren oyunlar daha çok tercih edilir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Okulda, kızlar yerine sürekli erkek arkadaşlarıyla muhatap olup onlarla yarışırcasına koşuşturup duran bir “kız” kimliğinde bir kişilik sorununun olmadığını düşünmek bizi yanıltabilir. En hafif ihtimalle kendi cinsiyetinden memnuniyetsizliğin veya karşı cinse özendirilmenin izlerini taşır. Bu karmaşa durulmazsa ne kendi mutlu olabilir, ne başkasını mutlu edebilir. Çünkü “özgüven” olgusunda cinsel özelliklere dayalı birçok unsur da yer almaktadır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Büluğ öncesi çağda cinsler arasında bedensel farklılıklar daha da belirginleşmeye başlar. Kızların belleri incelmeye ve diğer kadınsı yapısal özellikleri oluşmaya başlar. Bu dönemde kız çocukları erkeklere nazaran daha bir büyüme hevesindedir. Bu hevesin psikolojik temelinde, kız çocuğu olarak yeterince önemsenmemiş olup, büyüdüğünde bu statünün kendisine verileceği umudunu taşıyor olması muhtemeldir. Belki bir çok talebinin karşılanması büyüdüğü zamana ertelenmiş de olabilir. Tabii olarak büluğ çağında karşı cinse olan ilgi artar; bu en sade şekliyle “tanıma” içeriklidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bir adım önde &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Okul çağında kızların daha sebatkâr, sözel sahalarda erkeklerden daha başarılı olduklarını ortaya koyan araştırmalar mevcuttur. Bu görüş, kızların sayısal alanlarda başarısız olacağı anlamına gelmiyor tabii. Konuşkanlık, duygusallık bu yaşların belirgin özelliğidir. Erkek cinsinde bulunmayan bir vakıa olarak, bu yaşlarda kızların çoğu, hatıra defteri, şiir defteri veya günlük gibi “pembe kağıt ” uğraşları edinirler. Böyle yaparak kendi dünyalarını yine kendilerine açarlar. Bu defterler ancak çok özel sırdaş arkadaşlara okutturulabilir. Aile fertlerinin böyle bir teşebbüsü ise çok sinir bozucudur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız çocukları şiirler, tekerlemeler ve şarkı sözlerini kolayca ezberler. Zaten bebeklikte konuşmaya başlamada da erkeklerden öndedirler. Bir erkek çocuğuna “Uslu dur!” demek ne ise, bir kız çocuğuna da “Konuşma!” demek odur. Hatta o kadar konuşkan kız çocukları vardır ki, başlangıçta sevimli gelen bu konuşmalar bir müddet sonra kulak tırmalayıcı ve bıktırıcı olabilir. Kızların sosyal meslekleri tercihindeki yoğunlaşma da sözel eğilimleriyle ilgilidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kırsal ve kentsel kesimde farklılık olmakla birlikte, kızlar erkeklerden yaklaşık iki yıl önce büluğa ererler. Büluğ öncesi erinlik dönemi, yani büluğa hazırlık aşaması da kızlarda daha kısa sürelidir. Birden serpilip gelişirler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kızların bu dönemi 5-6. sınıflardan başlar. Yeni beden imajına uygun bir kimliği, açıkçası genç kız kimliğini özümsemek bir çabayı gerektirse de, çok uzun sürmez. Fakat psikolojik olgunluk düzeyi bakımından durum daha farklıdır. Bedeni yetişkin gibi görünmesine karşın, çocukça oyunlar oynamaya iki-üç yıl daha devam eder. Giyim ve süs, sanki bu yaşın temel gelişim görevi gibidir. “Kendim için” diyor olsalar da, tüm bu giyim-kuşam ve süslenmeler karşı cinsin beğenisini çekmek içindir. Çünkü bu onların tabiatında potansiyel olarak vardır ve zamanı gelince açığa vurulur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bir kız çocuğunu ve takiben bir genç kızı ruhen ve bedenen sağlıklı bir birey olarak yetiştirmede, anne ve babaların kız çocuklarına yaklaşımları tabiatıyla farklı olmalıdır. Hangi aile bu kaideye riayet etmezse, kız çocuğu yetiştirmede başarılı olamazlar. Şayet aile fertleri arasında bir rol karmaşası ve rol belirsizliği söz konusu ise -ki bu rol çatışmaları çalışan çiftlerde daha sık görülmektedir- sorun ciddidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kızlar babaya düşkün olur &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Kız çocukları ile babaları arasında son derece güçlü duygusal bağ vardır. Kız çocuklarını değersiz addeden törelerde kızların babalarına ilgisi ve yakınlaşma çabası ne yazık ki terslenmeyle karşılık bulur. Eğitim almış birçok ailede bile bazı babalar kızlarıyla yakın olmaktan ve onları seviyor görünmekten imtina ederler. İçlerinden sevdiklerine kendilerini inandırarak kızlarıyla samimi olmaktan uzak dururlar. Oysa bir kız çocuğu için hayatında çok önemli olacak olan erkekler dünyasına açılan ilk ve en sağlıklı tanışma kapısı babalarıdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Küçük kız çocukları kendilerini babalarına daha çok sevdirmek isterler. Onların sözlerinden daha çok alınırlar, disiplinlerinden daha çok etkilenirler. Babalarına kendini beğendirmek, sevdirmek, onaylanmak, onlar tarafından önemsendiğini hissedebilmek için olağanüstü gayret sarf ederler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bir çok hanede akşam üzeri babaların işten dönüş vakti yaklaştığı zaman kız çocuklarının kulağı kapıdadır. Zil çalar çalmaz annelerinden önce kapıya koşarlar. Babasının elinde her ne var ise annesinden önce almak ve bakmak ister. Bu çocuksu heyecana baba tarafından gerekli karşılık verilmezse, babanın şahsında sembolize edilen “erkek” tanımı ve imajı kızın zihninde “özürlü” şekillenir. Bütün gün özlenmesine karşın eve geldiğinde alelacele yemeğini yiyerek gazetesine gömülen veya ekrana kilitlenen bir kız babası ne kötü bir erkek örneğidir! Belki de gizli bir erkek düşmanlığının ilk tohumları bu ilgisiz, umarsız, kızlarının hislerine duyarsız babalar tarafından atılmaktadır. Fakat kolayca pes etmez kız çocuk; bebeğinin çıkan bacağını takması için yardım almayı dener, babasının çay servisini yaparak gözüne girmek ister. Olumlu davranışlarla bunu başaramazsa, azarlanma pahasına da olsa dikkat çekici hareketler yapmaya başlar. Bir baba sadece hasta olduğunda kızına ilgi gösteriyorsa, kız çocuklarının iştahsız, mızmız olmalarından ve sık sık hastalanmalarından daha tabii ne olabilir ki? &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;İyi baba, iyi model &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Oysa babalığının bilincinde olan bir erkek, aşçılık oynamakta olan kız çocuğunun sunmuş olduğu şakacıktan ikramları saygın bir müşteri gibi kabul eder, beğeniyle yer ve iltifatta bulunur. Bu arada gazetesini okumaya devam etmesinin de çocuk için bir mahzuru yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Önceki yazımızda oyunun çocuklar için ne denli önemli olduğunu ve mutluluk verdiğini anlatmıştık. İşte çocuklar zaman zaman çok sevdiği büyükler ile de bu sevinci paylaşmak isterler. Pek istekli olmadığımız anlarda bile bizi oyuna dahil ederler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Tüm bu çabalar bir sıcak yakınlık içindir. Peygamberimiz -hâşâ- boşuna, “Siz oğlanlarınızı sevin, çünkü kızlar size kendini sevdirir.” buyurmamışlardır. Anneler bilinçli iseler, babasının bütün ilgisini üzerinde toplamaya çalışan kız çocuklarının yanında kocalarına daha mesafeli durmalıdır. İyi baba iyi model olur; babasını seven, ilerki hayatında kocasını da sever. Babaya saygının olmadığı evde kızlar erkeklere güvenmeyi öğrenemezler. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bu bilinçle anneler kızlarının babalarıyla iletişim ve paylaşımlarını destekleyici ve yönlendirici bir tavır içinde olmalılar. Burada küçük yaşlardaki iletişimlerden söz etmekteyiz tabii ki. Yaş ilerledikçe baba-kız arasındaki sevgi, saygı kalıcıdır ama sırdaşlık anneye yönelir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Sevgi susuzluğu ve seraplar &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bu noktada şu konuya da değinmekte yarar var: Basından yakinen şahit olmaktayız ki, hemen her gün birçok genç kız evini terk etmekte, hem kendileri hem aileleri perişan olmaktadır. Bu meselenin arkadaş, kandırma gibi sosyal boyutları vardır elbet. Ancak bu izah tek başına yeterli olsaydı, her kız evini terk ederdi. Oysa tüm dış etkenlere rağmen ayağı sağlam basan kızlar yok mu? Şükürler olsun, elbette kızlarımızın büyük çoğunluğu böyle. Kitapların yazdığı, ilgili programların dile getirdiği gibi, iyi aile olmak ve aile içi iletişim çok önemli. Gerek baba ocağını, gerek kocasını “sudan” sebepleri bahane ederek terk eden kadınların hayatları incelendiğinde, dağılmış aile ve baba yoksunluğu temel alt yapıyı oluşturmaktadır. Kendilerinin de ifade ettiği gibi bu evden kaçış maceraları aslında bir sevgiyi arayış yolculuğundan başka bir şey değildir. Tabii ki bu yolla sevgiyi asla bulamazlar ama bu batağın içinden de kolay kolay çıkamazlar. Nihayetinde evli, çoluk-çocuk sahibi adamlara takılıp, onların ailelerini dağıtmakla çocukluk yılarındaki doyumsuzluklarının da intikamını almış olurlar! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Yıllar önce, memleketimde bir mahalle komşumuz vardı. Adam mutlaka bir erkek çocuğunun olmasını istiyor, lâkin kızları peşpeşe geliyordu. Üçüncü kızının adını Şükriye koydular. Adam kızına “Şükrü” diye hitab ediyor, erkek berberine, akşamları kahveye götürüyor ve onu erkek gibi yetiştirmeye çalışarak kendince tatmin buluyordu. Zavallı kızcağız çeşit çeşit argo sözler ve hareketler öğrenmişti. 13-14 yaşına geldiğinde iki ablası evde iken bir delikanlıya kaçıverdi. Yani babası onu bir türlü erkekleştirememiş olmalı ki, tanıştığı ilk erkek ona cinsiyetini, “bir güzel kız” olduğunu hissettirmişti! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Yaş dönemine uygun ilgi &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Sizden istenen abartılı bir ilgi bombardımanı değildir. Hislere derece koymak imkansız olmakla birlikte, aşırı sevgi eleştirememeyi, aşırı hoşgörüyü getiriyorsa, kızınız sizi ciddiye almayabilir. Bazen da babasına o kadar bağlanır kalır ki, hayatında babasından başka bir erkeğe yer vermeyi, kocasını sevmeyi başaramaz. Evlenmek istemez veya babası gibi koca bulma güdüsüyle mazeretler uydurur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Bir kez daha vurgulamakta yarar var ki dostluk kalıcı olmalı, büluğ yaşıyla birlikte baba yavaş yavaş genç kızın dünyasından kendini geri plâna çekmeye başlamalıdır. Onunla farkettirmeden ilgilenmeye devam etmelidir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Yaşları birbirine yakın, birden fazla kız çocuğu olan babaların bu hassas görevlerini layıkıyla yerine getirebilmeleri gerçekten ülke yönetmek kadar zordur! Bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçlar, birbirini sürekli kıskanan ve babaya gammazlayan kızlara sevgili ve şefkatli baba olabilenlere ne mutlu!.. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Böyle bir ortamda alınan bir hediyenin makbul olması bile, aldığınız kişiye değil, diğerlerinin göstereceği tepkiye bağlıdır. Şunu da çok kişi itiraf eder ki, baba sevgisi açısından evde en son doğanlar daha şanslıdırlar. İlk çocuklar tecrübesizliğe denk geliyor! Nasıl davranacaklarını bilemiyorlar, onları sevmekle birlikte daha kuralcı, daha az duygusal oluyorlar. Yaş ilerledikçe bakış açıları değişiyor, kalpler yumuşuyor, zamanla eşlerinin sevgileri azalır da ondan mı nedendir, babalar kızlarının sevgilerini daha çok önemsiyorlar. Torunlar söz konusu olunca ise sevginin haddi-hududu kalmıyor... &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-TOP: 0px; MARGIN-BOTTOM: 0px; TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span lang="AZ-LATIN" style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma"&gt;Özetle, kız ve erkek çocuklar fıtrî bakımdan birbirinden farklıdır. Yetiştirme ve terbiye sürecinde bu farklılık mutlaka dikkate alınmalı, fakat ayrımcılık yapılmamalıdır. Kız çocukların babaya düşkünlüğü mutlaka baba tarafından uygun karşılık verilerek değerlendirilmelidir. Zira kızlar için baba “model” erkektir ve bu model ileriki dönemler için belirleyici bir etkiye sahiptir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-9036101782360849400?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/9036101782360849400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/9036101782360849400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/kz-ocuklar-ve-babalar.html' title='Kız Çocukları ve Babalar'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-1865199894078476441</id><published>2007-11-19T22:55:00.000-08:00</published><updated>2007-11-19T22:56:18.013-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kız Çocuklarına Dair'/><title type='text'>Kız ve Erkek Çocukları Arasındaki Farklar</title><content type='html'>&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuğa bir top atarsanız hemen suratına çarpar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuğa bir top atarsanız onu yakalamak için ellerini acar, yine de top suratına çarpar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuğunuzu dışarı çıkmak için özene bezene giydirirsiniz, süslenme faslı bittiğinde küçük hanim harika görünmektedir ama gidicesiniz yere 1 saat gecikmişsinizdir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuğunuzu dışarı çıkmak için özene bezene giydirirsiniz, ama 10 dakika sonra gömleğinin 2 yakası 2 tarafa kaymış, ayakkabıları tozlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuk yerde bir çubuk gördüğü zaman alıp neden yapıldığını anlamaya çalışır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuk yerde bir çubuk gördüğü zaman alıp bundan nasıl bir silah yapacağını düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuklara bir Barbie bebek verin, onu giydirir, süsler, evcilik oynarlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklara bir Barbie bebek verin, hemen kollarını bacaklarını koparırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuğun saclarını kestirdiğinizde yeni halini beğenmemişse kendini 2 hafta odasına kilitleyebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuğun saclarını kestirdiğinizde nasıl olduğuyla ilgilenmez bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuk annesinin makyaj malzemelerini alıp yüzüne gözüne sürer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuk annesinin makyaj malzemelerini alıp duvarları boyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuk gaz kaçırırsa kıpkırmızı olur çok utanır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuk gaz kaçırırsa önce bir güler, ardından ayni sesi 50 kere tekrar eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuklar tırnaklarını uzatır ama daha güzel olduğu için değil, bir erkek çocuğun orasını burasını çizebilmek için...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklar tırnaklarını uzatır çünkü kesmeye üşenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Erkek çocuklar 6 yasından itibaren babalarına yanak vermeyi keserler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kız çocuklar 6 yaşından itibaren babaları onlara seker vermezse onlar da yanak vermeyi keserler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuklar genelde erkek çocuklardan önce konuşmayı öğrenirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklar genelde konuşmadan önce silah seslerini taklit etmeyi öğrenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuklar filmde biri öldüğünde ağlarlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklar Ninja Kaplumbağaları 3. kere seyrederken biri TV'yi kapatırsa ağlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(255,58,0)"&gt;Kız çocuklar büyüyünce kadın olurlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Erkek çocuklar büyüyünce büyük erkek&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-1865199894078476441?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/1865199894078476441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/1865199894078476441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/kz-ve-erkek-ocuklar-arasndaki-farklar.html' title='Kız ve Erkek Çocukları Arasındaki Farklar'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-5307040246076850929</id><published>2007-11-12T21:25:00.001-08:00</published><updated>2007-11-12T21:26:05.670-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Sevimli bebekler</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Hjn5w-r77as&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Hjn5w-r77as&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-5307040246076850929?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5307040246076850929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5307040246076850929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/sevimli-bebekler.html' title='Sevimli bebekler'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6189700566716919172</id><published>2007-11-12T21:22:00.000-08:00</published><updated>2007-11-12T21:23:23.700-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Turşu yiyen bebek:)</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/AhFtQEBjn98&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/AhFtQEBjn98&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6189700566716919172?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6189700566716919172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6189700566716919172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/turu-yiyen-bebek.html' title='Turşu yiyen bebek:)'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6962945140725120272</id><published>2007-11-12T21:18:00.001-08:00</published><updated>2007-11-12T21:18:55.493-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Evybaby doktor</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vzp708Jhv4E&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/vzp708Jhv4E&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6962945140725120272?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6962945140725120272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6962945140725120272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/evybaby-doktor.html' title='Evybaby doktor'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-8444565138289416671</id><published>2007-11-05T23:17:00.000-08:00</published><updated>2007-11-05T23:18:32.776-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Tik Tak Tek 3lü Bebek</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bdivzVDA59k"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bdivzVDA59k" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-8444565138289416671?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/8444565138289416671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/8444565138289416671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/tik-tak-tek-3l-bebek.html' title='Tik Tak Tek 3lü Bebek'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-9001492713948975400</id><published>2007-11-05T23:14:00.000-08:00</published><updated>2007-11-05T23:15:18.386-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Şarkıcı bebek:)</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_bxTHYxUcTU"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/_bxTHYxUcTU" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-9001492713948975400?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/9001492713948975400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/9001492713948975400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/arkc-bebek.html' title='Şarkıcı bebek:)'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-739698732679924275</id><published>2007-11-05T23:11:00.001-08:00</published><updated>2007-11-05T23:11:53.139-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Süper Bebek</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/EGVjO2pK1zA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/EGVjO2pK1zA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-739698732679924275?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/739698732679924275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/739698732679924275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/s.html' title='Süper Bebek'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6886903335870024507</id><published>2007-11-05T23:06:00.000-08:00</published><updated>2007-11-05T23:07:09.029-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Annesi öpünce babasını döven bebek</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/F8mLk0wUOxE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/F8mLk0wUOxE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6886903335870024507?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6886903335870024507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6886903335870024507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/11/annesi-pnce-babasn-dven-bebek.html' title='Annesi öpünce babasını döven bebek'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-5181207015689510915</id><published>2007-10-30T02:45:00.000-07:00</published><updated>2007-10-30T02:46:18.606-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Güzelim bebecik videosu</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eJwf-IPfxvk&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/eJwf-IPfxvk&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-5181207015689510915?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5181207015689510915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/5181207015689510915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/10/gzelim-bebecik-videosu.html' title='Güzelim bebecik videosu'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-6050465428575607534</id><published>2007-10-30T02:43:00.001-07:00</published><updated>2007-10-30T02:43:56.117-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Komik bebecik</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="355"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/RS3VCr-xALM&amp;rel=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/RS3VCr-xALM&amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-6050465428575607534?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6050465428575607534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/6050465428575607534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/10/komik-bebecik.html' title='Komik bebecik'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7279382958334630859.post-3973228786496090977</id><published>2007-10-21T22:55:00.001-07:00</published><updated>2007-10-21T22:55:28.438-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Komik Bebek Videoları'/><title type='text'>Komikler:)</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/dHanlq7KV5g"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/dHanlq7KV5g" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7279382958334630859-3973228786496090977?l=kizbebekisimleri.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3973228786496090977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7279382958334630859/posts/default/3973228786496090977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kizbebekisimleri.blogspot.com/2007/10/komikler.html' title='Komikler:)'/><author><name>Admin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17700348449733689275'/></author></entry></feed>